Bırakıp Durduğumuz Dikkat
Mindfulness, nerede olduğunu fark etme becerisidir. Sade bir şekilde. Bir slogan değil, kendini suçlayarak yaptığın on dakikalık bir alışkanlık da değil. Bir yemeğin tadını gerçekten çıkarabilmek, aklın başka yere kaymadan bir düşünceyi tamamlayabilmek, biriyle otururken yarı yarıya başka bir yerde olmamak. Bu kapasite, gerçekten arkasında durduğun kararlar almamızı sağlıyor. Aynı zamanda zor bir günün ardından sadece "idare etmek" yerine gerçekten toparlanmamızı da mümkün kılıyor.
Sosyal medya tam olarak bunu bölmek için tasarlandı. Her akış, bitmemiş döngülerin art arda sıralanmasından ibaret: bir başlık, bir yüz, bir tartışma, bir şaka, bir ürün; sonuncusunu bile henüz özümsemeden bir yenisi geliyor. Sinir sistemin hiç yere inemiyor. Uygulamayı "bir saniyeliğine" açıyorsun, yirmi dakika sonra biraz daha gergin, biraz daha az burada geri geliyorsun. Ne gördüğünü bile tam hatırlamıyorsun. Araştırmacılar bu sonrasında kalan sisliğe bir isim koymuş: dikkat kalıntısı (attentional residue). Son kaydırdığın şey, telefonu elinden bıraktıktan sonra bile odada seninle kalıyor.
Buradaki hasar sadece kaybedilen zaman değil. Asıl mesele, bir şeyi istemekle onu yapmak arasındaki boşluğun küçülmesi. Mindfulness tam olarak o boşlukta yaşıyor. Boşluk kaybolduğunda telefona uzanman, havaya uzanman gibi bir şeye dönüşüyor: bir karar değil, sadece bir refleks. Can sıkıntısı bir acil durum gibi hissettirmeye başlıyor. Sessizlik, bir şeyin bozuk olduğu hissini veriyor. Önemsediğin şeyler bile (bir kitap, gerçek bir sohbet, bitirmen gereken bir iş) hiç tükenmeyen yenilik vaadiyle dolu bir dikdörtgenle rekabet etmek zorunda kalıyor.
Bunların hiçbiri interneti kötü adam ilan etmiyor, hasarı gidermek için keşiş olman da gerekmiyor. Anlatmaya çalıştığımız şey şu: telefonundaki varsayılan ayarlar, yerinde durabilen bir zihin için tasarlanmadı. Burada suçluluk işe yaramıyor. İşe yarayan şey sürtünme: uygulamayı açmak istemenle gerçekten içinde olman arasına biraz mesafe koymak.
Seni uygulamaları açmadan önce yavaşlamaya davet eden araçların arkasındaki düşünce de tam bu. Flow bunlardan biri. Bir vaaz değil. Sadece bir seans ve bir nefes, seninle kaydırma arasına giriyor; böylece seçim yeniden senin oluyor, uygulamanın değil.
Dikkatini geri almak için her hesabını silmene gerek yok. Yapman gereken şey, bulunduğun anı sadece kazara ortaya çıkan bir şey olarak görmeyi bırakmak. Hiçbir şeyin senden tepki istemediği birkaç dakikayı koru. Akış kapalıyken vücudunun nasıl hissettiğine dikkat et; çoğu insan ilk birkaç denemede buna şaşırıyor. Sonra, geri döndüğünde, bilerek ve isteyerek dön.
Bir yerden başlamak istiyorsan, bugün bir tane engellenmiş süre dene. Bir yürüyüş olabilir. Biriyle yediğin bir akşam yemeği olabilir. Ya da sadece uyandıktan sonraki ilk saat olabilir. Döngünün sonsuza kadar sürmesine değil, bitmesine izin verildiğinde senden ne kadarının gerçekten orada olduğunu gör. Flow tam olarak bu tür küçük, dürüst deneyler için tasarlandı.
Daha fazlası için: flowapp.club.